Swing İstanbul, caz müziğinin coşkusunu Lindy Hop’un enerjik adımlarıyla buluşturan bir dans topluluğu. Bu röportajda, caz müziğinin neşesini, Lindy Hop’un geçmişten bugüne uzanan hikâyesini ve dansın birleştirici gücünü konuştuk. Ritmi hissedin, adımlara katılın; çünkü Swing İstanbul ile dans, bir yaşam tarzına dönüşüyor!
Merhabalar. Dilerseniz önce Swing İstanbul dans kursunun kuruluş hikâyesi ile başlayalım.
Şule İmran Karadayı: Swing İstanbul, Türkiye’nin ilk caz dansları stüdyosu. 2008’de workshoplarla caz dansları eğitimlerine başlıyor. Türkiye’de henüz o zamanlar bu danslar bilinmiyordu. Kurucumuz Hakan Durak, yurtdışında yaşarken bu dansları öğreniyor ve “Bu danslar neden Türkiye’ye gelmesin?” sorusundan yola çıkarak otantik caz dans Türkiye’ye getirmeye çalışıyor. Hakan Hoca, Türkiye’ye geldikçe yaptığı workshoplarla caz kültürünü ve bu dansı ülkemize tanıtıyor.
Workshoplar yaklaşık 2 yıl süreyle devam ediyor. 2010 yılına gelindiğinde de bir stüdyo kurmaya karar veriyor ve Swing İstanbul, Türkiye’nin ilk caz dans stüdyosu olarak İstanbul Beyoğlu, Topçekenler’deki stüdyomuzda devamlı eğitimlerine başlıyor. İstanbul’un yanı sıra Ankara, Kocaeli ve Diyarbakır şehirlerinde kurslarımız aktif olarak devam ediyor.
Ayrıca Türkiye’de çok fazla caz bandleriyle beraber canlı müzikli ya da caz DJ’leri eşliğinde caz dans geceleri, sahne performansları ve çeşitli atölyeler, kurumsal eğitimler ve etkinlikler yapıyoruz. Aynı zamanda uzun yıllar uluslararası caz dansları festivali tecrübesi olan ve uluslararası camiada tanınan bir stüdyoyuz.
Buğra Ulaşoğlu: Bu arada Hakan Durak ile ilginç bir bilgi verebilirim. Hakan Hoca aslında Mühendis ve yurtdışında mesleğini icra ederken lindyhop ile tanışıyor. Festivallere gide gele bu dansı öğreniyor ve Türkiye’ye getirmeye niyetleniyor. Bir cesaret örneği göstererek mesleğini bırakıyor ve kendini tamamen dansa veriyor. Böyle cesur bir karar alarak bizim de bu dansla tanışmamıza vesile oluyor.
Peki, sizlerin dansla tanışması nasıl oldu?
B.U: Caz müziğin bu türü çok sevdiğim ve dinlediğim bir müzik türüydü aslında ve Lindy Hop dansını da önceden duymuştum. Ancak Ankara’da o zamanlar yoktu. Swing İstanbul’da eğitim gören bir arkadaşım vasıtasıyla Swing İstanbul’la tanıştım. Daha dans hakkında duyum dışında bir bilgim yokken sadece müziklerini tanıyorken Swing İstanbul’un bir partisine gittim. Oradaki enerji, insanların sıcakkanlılığı ve tabii ki dans çok hoşuma gitti. Daha sonra da eğitimlerine katılmaya karar verdim. Verdiğim en iyi kararlardan biri diyebilirim.
Ş.K: Ben liseden beri caz müzik dinlemeyi çok seviyorum. Ancak o zamanlar caz dansları ile ilgili bilgimiz yoktu. Ben de başka danslara yönelmiştim. Altı yıl boyunca Anadolu ve Balkanlardaki çeşitli kültürlerden halk dansları çalışmalarım oldu. Sonra biraz ara verdim dansa. 2022 gibi pandemi bitişine yakın, caz dansları ile yeniden dansa döndüm. O dönem dansa dönme isteğim vardı zaten ama biraz daha farklı ve daha müzikte kaybolacağım doğaçlama ilerleyen bir dans istiyordum. Tam bu esnada, beni iyi tanıyan bir arkadaşım Swing İstanbul’u önerdi, caz danslarını deneyebilirsin diye, o da burada öğrenciydi. Ben de bu şekilde Swing İstanbul ve caz dansları ile tanıştım. Ve başlayınca doğru yerde olduğumu anladım.
Lindy Hop nasıl bir dans? Tarihçesi ve gelişimi hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?
B.U: Lindy Hop, caz müziğinin swing türü ile yapılan bir danstır ve Afrika kökenli bir dans türüdür. Afrika’dan Amerika’ya getirilen Afrikalı kölelerin, kendi kültürlerinin dansını gittikleri yerde de devam ettirmesi ile yaygınlaşan bir dans Lindy Hop.
Ş.K: Aslında swing müziği, 1920’ler ve 1940’lar arasında yaygın olan, daha öncesindeki piyano ağırlıklı bir müzik türü olan ve aksak bir ritme sahip Ragtime ve Blues müziğin etkileşimiyle ortaya çıkmış yeni bir müzik türü diyebiliriz. Ayrıca şunu da belirtelim, swing müzik türüdür, Lindy Hop dans türünün ismidir.
B.U: Aslında bu Afrika kökenli insanların o yıllarda müzikleri yasaklanıyor. Bunun yanı sıra birçok Afrika kökenli insanlar ülkenin bando ekibinde yer alıyor. Bando ekibinde kullanılan enstrümanlarla ufak ritim aksatmaları, ufak değişimler ile kendi müziklerini devam ettirmeye çalışıyorlar ve Charleston müziği ve adımları o dönemde çok popüler oluyor.
Ş.K: Dans da müzikle eş zamanlı ilerliyor aslında ve o zamanlar Big Band dönemi olarak da geçiyor. Büyük bir caz grubu eşliğinde Lindy Hop görsel bir şova dönüyor. Swing için müzisyenlerin ve dansçıların bir arada olduğu, kültürel bir paylaşım diyebiliriz. Özellikle ABD’de Newyork’taki Harlem bölgesinde bulunan Savoy Ballroom’un Lindy Hop dansının gelişimi için çok büyük önemi vardır. Burada gerçekleşen büyük müzik orkestraları ve dansçılarla Swing yaygınlaşıyor. Tabii caz danslarının içerisinde sadece lindy hop yok; balboa, shag gibi birçok otantik caz dans türü de doğuyor lindy hopla beraber.
B.U: Bu noktada şunu belirtmek isterim; Savoy Ballroom siyahların tarihi için kritik bir öneme sahip. O zamanlar Savoy Ballroom ve diğer ballroomlarda beyazların ve siyahların ayrı girişi vardı ve siyahlar daha çok eğlendirirdi. İlk defa Savoy’da bu kural yıkılıyor.
Swing müziği ve Lindyhop dansı II. Dünya savaşından sonra eski popülerliğini koruyamıyor, jazz müziği farklı türlere evrilerek serüvenine devam ediyor. Yıllar sonra, 1980’lerde New York City, California, Stockholm ve Birleşik Krallık’taki dansçılar tarafından yeniden canlandırılmaya çalışılıyor. Her grup bağımsız olarak orijinal Lindy Hop dansçılarını arıyor ve New York City dışında yaşayanlar onlarla çalışmak için New York City’ye gidiyor. Al Minns, Pepsi Bethel, Frankie Manning ve Norma Miller dünyayı turlayarak insanlara Lindy Hop’u öğretmeye başlıyorlar ve böylelikle Lindyhop uzun uykusundan uyanıp tekrar hayat buluyor.
Peki, Lindy Hop’u diğer danslardan farklı kılan ne?
B.U: Diğer danslar Lindy Hop’a göre biraz daha koreografi, belli duruş ve postürleri olan dans türleri diyebiliriz. Ancak caz genelinde ve Lindy Hop dans türünde bu tarz kalıplar yok. Beni de etkileyen ve en çok sevdiğim özelliği bu aslında. Caz dansları daha çok dansçı odaklı. Yani temelde belli adımlar elbette var ama caz genelinde ve Lindy Hop’ta dansçının o adımları nasıl yorumladığı önemli. Mesela bir Lindy Hop partisine gittiğinizde, müzik aynıdır ama dans edenleri izleyin, herkes farklı dans eder. O an hangi ritimdeysen, müzik sana ne hissettiriyorsa temel adımlara uygun olarak doğaçlama bir şekilde ilerleyen bir dans Lindy Hop. Dansçının kendini daha iyi ifade edebildiği bir tür. Beni de çeken buydu zaten.
Ş.K: Lindy Hop’ta bize ana katkıyı sağlayan ve yön veren aslında müzik. Çünkü swing müziği çok esnek bir müzik. Dolayısıyla buradaki enstrümanların zenginliği dansta da kullanılabilir hale geliyor. Yani swing müziğinin kendi içindeki esnekliği her seferinde dansı farklı şekilde icra etmeye güdülüyor. Elbette temel teknikler ve adımlar var ama doğaçlamaya fazlasıyla alan açan ve müsaade eden bir dans aynı zamanda. Bu anlamda Lindy Hop, biraz da kendini ortaya koyma, özgün olma, ifade etme biçimidir aslında diğer birçok danslardan farklı olarak. Bir de sosyal bir dans. İletişim dansın ana odaklarından biri bence. Diğer dansçılarla iletişim, müzisyenlerle iletişim, müzikle iletişim, zeminle iletişim, atmosferle iletişim… Ve en önemlilerinden biri kendinle iletişim.
Özellikle Lindy Hop’a yeni başlayanlar için hangi önerileriniz var? Dans etmeyi öğrenmek isteyen ama çekinen kişilere ne tavsiye edersiniz? Lindy Hop için ön koşul var mıdır?
B.U: Aslında herhangi bir ön koşul yok. Ancak önemli olan şey bu noktada müziği sevmek. Bu müziği sevmeyenler için biraz zor olabilir. Swing ritminin kişide uyandırdığı his önemli. Bu belki ön koşul sayılabilir.
Ş.K: Genel olarak doğaçlama ağırlıklı bir dans olduğu için müzikten kopamıyorsun. Müziği hissedip bedenin hareketlerini ona göre dengelemenin gerektiği bir dans otantik caz dansları. Bu nedenle sevmediğimiz bir müzikle dans etmek mümkün değil tabii ki. Bu noktada yeni başlayanlar için önerebileceğimiz şey; bol bol caz müziği dinlemek. Yapabilecekleri en önemli alıştırma diyebiliriz. Bir de sosyal dans çalışmalarına katılmak bu noktada önemli. Bazı öğrencilerimiz ilk başladıklarında, adımları biraz daha çalışayım, ondan sonra sosyal dans çalışmalarına katılayım, pratiklere katılayım gibi bir düşünceye sahip oluyorlar. Biz hep şunu diyoruz; arkadaşlar, ilk dersten sonra sosyal dans çalışmalarına ve pratiklere katılabilirsiniz. Bu dansın kültürü birbirinden öğrenme haliyle hemhal, kurallar/şartlar yok, denemek var, gelin özgürce dans edin.
B.U: Mesela ben derse girmeden önce partilere gitmeye başladım. Ancak ben bu tutumu anlıyorum aslında. Çünkü insanlarda genel olarak, hata yaparsam, yargılanırsam, ayıplanırsam gibi düşünceler var. Bu noktada şunu belirtmeliyiz ki caz kültüründe o tarz kalıp düşünceler yok. Hata diye bir şey yok. Çünkü bu müzik ve dans, zaten kendini ifade etme biçimi. Daha da önemlisi bu dans doğaçlamalarla kendini geliştiren bir dans. Bu nedenle ön yargılara kapılmadan çok rahatlıkla sosyal dans çalışmalarına ve pratiklere katılabilirler.
Peki, Swing İstanbul’da hangi seviyelere yönelik eğitim veriyorsunuz? Planı nasıl belirliyorsunuz?
Ş.K: Bizim temel eğitimimiz iki yıl boyunca sürüyor. Temel eğitimimiz altı ay başlangıç seviyesi, altı ay orta, altı ay orta-ileri, altı ay da ileri şeklinde ilerliyor. Tabi ki de danstan bahsediyoruz, öğrenmenin süresi yok. Özellikle caz gibi bir dansın hiçbir zaman sonu yok. Dolayısıyla sonrasında da masterclaslarla devam ediyoruz. Öğrencilerimiz devam etmek istediği sürece tabii ki. Bir de bu iki yıl boyunca öğrencilerimiz sürekli devam etmeli gibi bir durum yok. Kurlarımız aylık oluyor ve her ayın sonunda “Devam etmek istiyor musunuz?” diye soruyoruz. Bu danstan keyif alıyorsa öğrenci devam ediyor gibi bir düzen var. Temel eğitimlerimizin yanı sıra workshoplarımız, pratiklerimiz ve partilerimiz oluyor. Bu dansı denemek isteyen ve henüz başlamamış arkadaşlarımız için de hem İstanbul hem de Ankara’da ücretsiz tadımlık derslerimiz oluyor. Bireysel dans ettiğimiz caz dansı olan solo caz, eşli dans ettiğimiz caz dansları olan Lindy Hop ve Balboa, aynı zamanda müzikle hareket etmenin otantik bir formu olan tap tadımlık derslerimiz oluyor. Bu dört alanda da temel eğitimlerimiz ve sürekli yeni açılan sınıflarımız mevcut.
Katılımcılarınızın dans etmeye başladıklarında en çok hangi değişimleri yaşıyorlar?
B.U: Bu noktada en önemlisi sosyal açıdan bir değişim olabiliyor. . Bu dansın olayı tamamen eğitimle beraber gittiğimiz partilerde, festivallerdeki sosyal ortam, o kültür. İşte o kültürün içine girdikçe insanın sosyal yaşamına baya katkı sağlıyor. Bir önceki sorularda da bahsetmiştik. Yeni insanlarla bağ kurabiliyorsunuz, sosyal çevrenizi geliştirebiliyorsunuz, birlikte dans edebiliyorsunuz ve en önemlisi yeni bir kültürle tanışıyorsunuz.
Ş.K: Bu noktada şunu belirtmeliyiz, iletişim sadece sözel olan bir şey değil aslında. Hani kültürlerin tarihine baktığınızda, yani farklı toplulukların tarihlerine baktığımızda da her zaman müzik ve dans bir iletişim şekliydi. Hatta dil yokken bunlar vardı diyebiliriz. Eğitimini almaya başladıktan sonra öğrencilerde şu oluyor; ben hayatımda kendimi belki de sözel olarak ifade edemediğim birçok şeyi gelip burada ifade ediyorum. Bir şekilde dansımıza yansıyor ifade edemediklerimiz.
Bununla beraber, dans esnasında hareketleri partnerimizin kulağına fısıldamıyoruz sonuçta (gülüşmeler), bu durum bizim müziği dinlememize, partnerimizin beden dilini ve aramızdaki bağlantıyı dinlememize neden oluyor. Eğer partnersiz dans ediyorsak yani solo caz veya tap yapıyorsak da yine daha önce belirttiğim gibi, müzikle, kendi bedenimizle, yerle bağlantımızla ilgili birçok şeyi dinliyoruz. Aslında sürekli uyumlanma hali var Lindy Hop ve diğer otantik caz danslarında. Bu da bence bu insanın kendi hayatına yansıyor ve bireysel olarak rahatlama sağlıyor bu durum. Yani hiçbir şey olmasa bile bu inanılmaz bir meditasyon oluyor. Ve Buğra’nın dediği gibi sosyal bir ağın, kültürün paydaşı olmak da bizi bu kültüre, dansa ve birbirimize daha ait, özgür ama birlikte hissettiriyor.
Dans kurslarında farklı etkinlikler düzenliyor musunuz? Eğer öyleyse, neler yapıyorsunuz?
B.U: Derslerin dışında stüdyo pratiklerimiz oluyor. O ve önceki haftalarda ne öğrendiysek, öğrendiklerimizin tekrar çalışmalarını yapıyoruz. Pratikler sırasında öğrencilerin takıldığı noktalara görevli hoca ve asistanlar olarak destek oluyoruz, sorularını cevaplıyoruz. Stüdyo pratikleri dışında asıl amacının sosyalleşmenin olduğu pratiklerimiz oluyor. Bu pratikler, stüdyo dışında, anlaştığımız bir cafede, barda ya da restoranda oluyor. Orada yemekler yeniyor, içecekler içiliyor, dans ediliyor, pratik yapılıyor. Farklı seviyelerdeki öğrencilerin bir araya geldiği pratikler oluyor. Bir de atölyelerimiz ve tadımlık tanıtım derslerimiz oluyor.
Ş.K: İstanbul’da her hafta 4 pratiğimiz oluyor, bunlardan ikisi hafta içi ikisi hafta sonu. İkisi Buğra’nın bahsettiği mekan pratiği oluyor, ana odak sosyalleşmek ve pratik yapmak oluyor. Diğer ikisi stüdyo pratiklerimiz oluyor. Ankara’da da hafta içi ve hafta sonu olmak üzere iki pratiğimiz oluyor. Bunların yanı sıra haftada bir de farklı mekanlarda partiler oluyor, aynı zamanda her ay çok büyük mekanlarda özel partiler, performanslar ve yarışmalar organize ediyoruz. Öğrencilerimiz, hocalarımız, asistanlarımız performanslar ve yarışmalarda tecrübelerini artırıyor. Bu partilerden bazıları caz müzik grubu eşliğinde canlı müzikli oluyor, caz DJ’lerimiz oluyor. Tadımlık derslerimizi olabildiğince sık yapmaya çalışıyoruz, bu dansla tanışmak isteyenler için. Tüm bu etkinlikleri sosyal medya hesaplarımızdan duyuruyoruz. Bazı özel performansları ve yarışmaları da YouTube hesabımızdan paylaşıyoruz. Bunların dışında çok uzun yıllar boyunca yaptığımız Orient Lindy Express Uluslarlarası Caz Dansları ve Müzik Festivalimize pandemi nedeniyle ara vermiştik, tekrar festivallerimize dönmeyi arzuluyoruz.





