Bir sabah uyanıyoruz ve farkında bile olmadan, Dünya’nın iç çekirdeği artık başka bir yöne dönmeye başlamış… Ne gözle görülür bir sarsıntı ne de fark edilir bir gürültü var. Ancak gezegenin kalbi olarak adlandırabileceğimiz çekirdeğinde, yavaş ve derin bir değişim sessizce sürüyor.
Pekin Üniversitesi’nde yürütülen yeni bir çalışma, iç çekirdeğin dönüş hareketinde şaşırtıcı bir tersine döngü keşfetti. Çinli araştırmacılar, 1960’lardan günümüze kadar Güney Kutbu yakınlarında meydana gelen yaklaşık 200 depremin sismik kayıtlarını analiz etti. Özellikle aynı yerde, farklı zamanlarda oluşmuş benzer sarsıntılar — yani “deprem ikilileri” — mercek altına alındı. Bu depremler aracılığıyla iç çekirdeğin hareketinde zaman içinde gerçekleşen değişimler takip edildi.
Ve sonuçlar oldukça çarpıcıydı: Dünya’nın iç çekirdeği son yıllarda yavaşladı, neredeyse durma noktasına geldi ve ardından yüzeyin dönüş yönünün tersine doğru hareket etmeye başladı.
Çekirdeğin Gizli Döngüsü: 60–70 Yıllık Sessiz Bir Salınım
Bu keşif, iç çekirdeğin sabit bir hızla dönmediğini, aksine yaklaşık 60–70 yıllık bir döngü içinde hareket ettiğini gösteriyor. Döngü boyunca çekirdek önce Dünya yüzeyinden biraz daha hızlı dönüyor, zamanla bu hız azalıyor, bir denge noktasına ulaşıyor ve ardından yön değiştirerek tersine dönmeye başlıyor.
Bilim insanları bu devinimin son olarak 2009 yılında duraksama noktasına ulaştığını ve sonrasında yön değiştirdiğini düşünüyor. Eğer bu model doğruysa, iç çekirdek 1970’lerde de benzer bir ters dönüş sürecinden geçmiş olabilir. Bu da bize gezegenimizin derinliklerinde periyodik, ritmik bir nabzın attığını gösteriyor.
Bu Değişim Ne Anlama Geliyor?
Peki, bu tersine dönüşün Dünya’nın yüzeyindeki yaşamla ya da zaman kavrayışımızla bir ilgisi var mı?
Yanıt: Evet, üstelik düşündüğümüzden daha fazla.
Dünya’nın iç çekirdeğinde tespit edilen bu tersine dönüş, sadece gezegenin derinliklerinde yaşanan teknik bir olay değil; aslında hepimizin yaşamına dolaylı ama önemli etkiler bırakabilecek bir süreç. Bu devinim hem Dünya’nın manyetik alanını hem de zaman kavrayışımızı etkileyebilecek potansiyele sahip.
İç çekirdek, dış çekirdek adı verilen sıvı metal tabakada bağımsız olarak döner. Bu sıvı metal hareketi, Dünya’nın manyetik alanını oluşturan temel mekanizmalardan biridir. İşte bu manyetik alan, Güneş’ten gelen zararlı parçacıkları saptıran ve Dünya’yı koruyan görünmez bir kalkandır. İç çekirdekteki dönüşün yavaşlaması veya yön değiştirmesi, bu manyetik alanın gücünde ve yapısında zamanla değişikliklere yol açabilir. Bilim insanları, bu değişimlerin kutupların yer değiştirmesi, bazı bölgelerde manyetik alanın zayıflaması ya da geçici anomaliler oluşması gibi etkiler doğurabileceğini belirtiyor. Bu durum, kuşların göç yollarından navigasyon sistemlerine kadar birçok alanda sapmalara neden olabilir.
Bir diğer dikkat çekici etki ise zamanla ilgili. Dünya’nın dönüşü sabit bir hızda değildir; okyanuslar, atmosfer ve iç yapılar arasındaki etkileşimler bu dönüş hızını çok küçük miktarlarda değiştirir. İç çekirdekteki bu yavaşlama ve yön değişimi de bu sistemin bir parçası olarak, gün uzunluğunu mikrosaniyeler düzeyinde etkileyebilir. Her ne kadar bu farkı gündelik yaşamda hissetmesek de GPS sistemleri, uydu iletişimi, havacılık ve uluslararası saat hesaplamaları için bu küçük değişiklikler büyük önem taşır. Dünya’nın “zamanlama altyapısı” bu tür oynaklıklara karşı sürekli olarak yeniden ayarlanmak zorunda kalır.
Bazı bilim insanları, çekirdekteki bu hareketin yalnızca fiziksel sistemleri değil, iklimsel döngüleri de etkileyebileceğini düşünüyor. Çünkü iç çekirdeğin ritmik hareketleri, Dünya’nın genel enerjisini, okyanus akıntılarını ve hatta atmosferin büyük ölçekli davranışlarını çok uzun vadede dolaylı olarak etkileyebilir. Bu da gezegenin kendi iç saatinde çalışan yavaş ama istikrarlı bir düzenin varlığına işaret ediyor.
Sonuç olarak, Dünya’nın iç çekirdeğindeki bu dönüş değişikliği, sadece bilimsel merak konusu değil; teknolojiden doğaya, zaman ölçümünden küresel dengelere kadar uzanan bir etki zincirinin ilk halkası olabilir. Görünmeyen ama hissedilen bu hareket, gezegenimizin ne kadar karmaşık ve hâlâ tam olarak çözülememiş bir sistem olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Derinliklerden Gelen Verilerle Büyük Resmi Görmek
Dünya’nın merkezine doğrudan ulaşmak bugün hâlâ imkânsız. Ancak bilim insanları, sismik dalgalar, uydu gözlemleri ve matematiksel modellemeler aracılığıyla iç çekirdekte olup biteni adım adım çözmeye devam ediyor.
2023’te Nature Geoscience dergisinde yayımlanan benzer bir çalışma da iç çekirdekteki dönüş değişimini destekleyen bulgular içeriyordu. Hatta bazı araştırmalar, bu hareketin altı yıllık kısa döngülerle salınım gösterdiğini de öne sürüyor. Farklı yöntemlerle elde edilen veriler zaman zaman değişkenlik gösterse de genel eğilim, iç çekirdeğin sabit değil, değişken ve ritmik bir şekilde döndüğü yönünde birleşiyor.





