Verilen eğitim, çocuğun fıtratı gözetilerek, cinsiyetine ve yaratılış özelliklerine uygun biçimde şekillenmelidir. Aksi durum, rol karmaşasına sebep olur; bu karmaşa huzursuzluk, kaygı ve endişeyi beraberinde getirir. Çocuk, gördüğü ve duyduğu şeyleri kolay kolay unutmaz; taklit yoluyla onları geliştirir ve zamanla karakterinin temelini bu süreç belirler. Bu nedenle kusurlarını araştırmaktan çok, hatalarını onlara fark ettirmeden doğru yolu göstermek gerekir. Hata suçlayıcı dille ifade edilmemeli ve sürekli yüzüne vurulmamalıdır. Çünkü zaman geçtikçe davranış normalleşir, umursamazlığa dönüşür ve sorgulama kapısı kapanır.
Çocuğu başkalarıyla kıyaslamak doğru değildir. Çünkü bu kez o da sizi başka ebeveynlerle kıyaslamaya başlar ve kendi değerini göremez hale gelir. Disiplin, ebeveynlerin duygu dalgalanmalarına göre değil, verilen eğitimin tutarlılığıyla sağlanmalıdır. Olumsuz komutlar bilinçaltında birikir, büyür ve zamanla karakteri zedeler. Çocuğun kendini keşfetmesine yardımcı olmak için soru sormalı; sadece nasihat etmek yerine davranışlarımızla örnek olmalıyız. Bizde gördüğü yanlışları, o da kendi hayatında tekrar etme eğiliminde olacaktır.
Eğer eğitim sürecinde eksik kaldığınızı düşünüyorsanız destek istemekten çekinmeyin. Çünkü hem anne hem baba uyarıyorsa, çocuk bir noktadan sonra bu ikazları duymaz hale gelir ve rehbersiz bir şekilde kendi yolunu çizmeye başlar. Bu durum kuralsız bir hayata kapı açar. Nefsinin ve arzularının peşine düşer; zamanla tehlikeler büyür ve çocuk kayboluşa sürüklenebilir.
Bugün çocukların sırları çoğu zaman anne babada değil, sanal ortamlarda saklanıyor. Bazen bu sırlar tehdit aracına bile dönüşebiliyor. Çocuklar neden bize güvenmiyor, nerede yanlış yapıldı? Bunu düşünmenin tam zamanı. Çünkü sevdiğimiz, emek verdiğimiz, canımıza can katan çocuklarımızın bize dönmesini sağlayacak olan şey güven ve merhamettir. Bilgi arttı, merhamet azaldı. Teknoloji gelişti, düşünme azaldı. Çocuklar gerçek iletişimden uzak, sanal dünyanın beslediği duygularla büyüyor. Bu nedenle düşüncelerinde istikrarsızlık, duygularında menfaat odaklılık görülebiliyor. Gerçek yerine ön yargı beliriyor; inatçılık, kibir, öfke ve içsel çatışmalar güçleniyor.
Ebeveynler, çocuklarının hatalarını büyütmemeli; onları korkuyla değil anlayışla karşılamalıdır. Öfke ile değil sevgi ile yaklaşılmalı ki zor zamanlarında anne babasına sığınmaktan çekinmesinler. Büyük laflar ederken bazen sadece ezber konuşurlar; sıcaklığınızı hissettiklerinde yeniden size yönelirler. Sevgi, onların var oluşuyla büyür. Çünkü merhametsiz ve şefkatsiz çocuklar büyümesin; büyüyorsa da yalnız büyümesin.





